Prof. Dr. Kumbaroğlu, sancılı sürecin aşılabilmesi adına KKTC’nin uluslararası tanınırlığı sağlanana kadar ‘Fransa-Monaco’ modelinin uygulanması teklifinde bulunarak, şunları söyledi:

"Monaco modelini yerinde inceledim ve Doğu Akdeniz’de suların ısındığı bu dönemde KKTC için en uygun model olduğuna kanaat getirdim. Bölgede çatışma riski 1974’ten bu yana belki de en yüksek seviyede.

Bu kapsamda KKTC’nin tıpkı Monaco-Fransa modelinde olduğu gibi dışişlerinde ve savunmada yetkilerini Türkiye’ye devrederken kendi içinde yönettiği bir Cumhuriyet olarak içişlerinde özerk bir yapıda bulunması ciddi bir şekilde ele alınmalı. Bu adımla birlikte bölgede tansiyonu yükselten her aktör, karşısına doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alacağını bilecek ve ona göre hareket edecektir.

Sözlerine devam eden Prof. Dr. Kumbaroğlu, bu adımlar atılırsa Kıbrıs ve çevresindeki ülkelerin akdenizden çıkardıkları doğalgaz ve petrolü Avrupa'ya satacak bir üs olması önerisinde bulundu.


Prof. Dr. Kumbaroğlu'nun Önerdiği Proje Ne kadar Doğru?


Türkiye, şuan da kendi ekonomik sahasında doğalgaz çıkartmanın çabalarında. Fakat doğu akdeniz etrafındaki tüm ülkeler Mısır'da dahil bırakın Türkiye'nin hak idda ettiği uç sınır bölgelerinden doğalgaz çıkarmasını, hatay önlerinde bile arama yapmasından rahatsızlar. Proje öneren profesörümüzün tatlı dille anlatmaya çalıştığı durum ise tam bir yılanı deliğinden çıkartma çabasıdır. Yani bizi ikna etmek üzere bu düşman ülkelerin aklı ile hareket eden iç ajan gibi davranmaktadır.

Zaten ingilizler tarafından bizden gaspedilen bir kara parçasını neredeyse siz sadece korumasını üstlenin tüm masrafları karşılayın ama kaymağını rum tarafı ve etrafındaki Müslüman düşmanı liderler tarafından yönetilen ülkeler yesin görüşünde.

Kıbrıs'ta Çözüm İçin Tek Formül Fethetmek !

Biz bu adaların hangi formülle yönetileceğini tartışacağımız yerine tamamı bize ait olan model üzerinde çalışalım, keza bu deniz mili sınırları yüzünden Kıbrıs'ta sadece bizim elimizi bağlıyorlar ve etrafındaki diğer ülkeler ise kıbrıs rum tarafı ile anlaşarak istediği gibi at koşturuyor.  Adeta bizim sınırımıza set koyulan bir bent gibi. En iyisi bir bahane üretip meşru olarak orayı sonsuza kadar fethetmeye çalışmak en iyisidir.

Ülke olarak üretimde en üst düzey üretim şartlarında güvenlik tedbirlerini bir vatandaşlık bilinci olarak algılayıp, benimsemiş olmak iş adamlarımızın bizlere yaşattığı gururdur. Personeli başta olmak üzere tüm ülke insanını düşünerek aldığı güvenlik tedbirleri ile örnek bilinç oluşturmaktadırlar. Sadece bugünü değil yarınıda düşünerek hareket etmeleri sayesinde ülke geleceğini teminat altına almaktadırlar.

Atık konteynerlerde iş adamlarımızın aldığı bir diğer üretim tedbirleri arasında yer almaktadır. Fabrikalarında çeşitli türde üretilen kimyevi, tıbbi yada zehirli maddeler ile yapılan imalat sonrası üretim artığı olarak atık maddeler artmaktadır. Bu atık maddeler devlet ve özel sektör kurumları tarafından kurulmuş atık imha tesislerine gönderilip doğaya zarar vermesi önlenir.




İmalat sonrası ortaya çıkan atık maddeler dönüşüm tesisine gitmeden önce fabrika bünyesinde sıradan, gelişi güzel ortamlarda biriktirilmesi oldukça tehlikelidir. Patlama, yanma yada zehirleme gibi başlıca riskler ile siz ve personeliniz yan yana çalışmak zorunda kalırlar. Bu tür tehlikeli atıkların önlemli saklama özelliklerine sahip alanlarda muhafazası yasal bir gerekliliktir.

En önemli atık depolama alanı atık konteyner olarak öne çıkmaktadır. Tıbbi atık, tehlikeli atık, kimyevi atık, boya atık, tiner atık, akü ve pi atık, evsel atıklar gibi maddelere özel konteyner imalatı ile Türkiye’nin en bilinen markası Yuvam Konteyner’dir.



info@yuvamkonteyner.com.tr eposta adresi üzerinden bilgi alabilir ve teknik şartnamenize özel atık konteyner imalatı yaptırabilirsiniz.

İstanbul'a 3. hava limanının açılışı Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sonrası yaptı. Peki akıllara ilk kim geliyor sizce? Tabiki Kemal Kılıçdaroğlu. 2001 yılında İstanbul Anadolu Yakasındaki Sabiha Gökçen Havalimanının açılışından sonra söylediği büyük fikir darlığı akıllara geldi.

O dönemler doğru dürüst uçak kalkıp inmeyen Sabiha Gökçen havalimanı, bugün yıllık 20 Milyon'u aşan yolcusuyla artık var olan pisti yetmiyor. Artık yeni bir pist ilave edilerek kapasite artırımına gidiliyor. Bu gidişle 30 milyon yolcu kapasitesini bile aşmaması düşünülemez.

Büyük bir vizyona sahip olan Kemal Kılıçdaroğlu Yeni Havalimanı’na karşı çıkmadan önce “Uçak inip kalkmayan bir yere havaalanı mı yapılır?” sözleriyle Sabiha Gökçen Havaalanının yapımına karşı çıkalı 17 yıl oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Sabiha Gökçen Havalimanı Hakkında 2001 yılında söyledikleri



videofotosu:



Afrin'e Zeytin Dalı Harekatı'nda Özel Kuvvetler sabah saatlerinde iki bölgede geniş çaplı operasyon başlattı. Gelen bilgilere göre bölgede 380 kişilik terörist grup kıstırıldı ve teröristlere takviye yolları da kapatıldı.

Afrin'de Özel Kuvvetler sabah saatleri itibarıyla, dün askerlerimizin şehit olduğu Ömer Uşağı ve Mahal Uşağı bölgesinde çok geniş çaplı operasyon başlattı.

Gazete Habertürk'ten Çetiner Çetin'in aktardığına göre, 380 kişilik bir terörist grup yaklaşık 220 hanelik Mahal Uşağı ve Ömer Uşağı köyünde sıkıştırmış durumda. Örgütün Halil Köyü'ne olası takviye yolları olan iki güzargah da kapatılmış durumda.

Habere sitemizin ilavesi; İnşallah tez zaman da tamamının leşi yere serilmesi duası ile. Amin.

- - - - -
Haber kaynak: Haber7.com

MARI themes

Blogger tarafından desteklenmektedir.